Türkiye Neden NATO’nun ‘Örnek Ülkesi’ Oldu?
Polonya’nın Kielce kentinde 8-11 Eylül tarihlerinde düzenlenen MSPO 2026’nın açılışında konuşan Polonya Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünü örnek gösterdi. Türkiye savunma ihracatı NATO ülkelerine giderek daha fazla yoğunlaşırken, Kosiniak-Kamysz konuşmasında Türkiye’nin yirmi yıl içinde ekipman ihtiyacının yüzde 80’ini ithal eden bir ülkeden bu oranı tersine çeviren bir üretici-ihracatçıya dönüştüğünü vurguladı; Polonya’nın da benzer bir dönüşümü kendi savunma sanayiinde hedeflediğini belirtti.
Bu değerlendirme, gazeteci Nedim Şener’in Hürriyet’teki yazısında aktardığı gözlem ve verilerden yararlanılarak hazırlanmıştır.
Rakamların Arkasındaki Tablo: NATO’ya İhracatın Ağırlığı
Bu övgünün arkasında somut bir ihracat tablosu var. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın verilerine göre son 12 aylık dönemde Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatının yaklaşık yüzde 56-57’si NATO üyesi ülkelere gerçekleşti; bu tutar 6 milyar doları aştı. En fazla ihracat yapılan ilk üç pazar da yine NATO üyelerinden oluşuyor — yani Türkiye’nin yaptığı her iki dolarlık savunma ihracatının en az biri müttefik bir ülkeye gidiyor.
Son 12 aylık toplam ihracat ağustos verileriyle 10,9 milyar dolar seviyesinde; bu rakam, yılın ilk 8 ayında yüzde 16,2’lik bir büyümeye işaret ediyor. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre Türkiye, küresel savunma ihracatı sıralamasında 11. sırada yer alıyor ve 2021-2025 döneminde ihracat hacmini bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 122 artırdı.
Bayraktar’dan ASELSAN’a: Polonya İlişkisinin Kronolojisi
Türkiye-Polonya savunma ilişkisi, tek bir büyük sözleşmeyle değil, kademeli bir güven inşasıyla derinleşti. Mayıs 2024’te Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün Polonyalı bir heyeti Ankara’da ağırlamasının ardından Polonya, Baykar’dan TB2 SİHA alımına yönelik sözleşme imzaladı. Mart 2025’te Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye resmi ziyareti, savunma sanayii temalı görüşmelerle devam etti. Aralık 2025’te ise ASELSAN ile Polonya arasında 410 milyon dolarlık bir elektronik harp sistemleri ihracat sözleşmesi imzalandı.
Bu kronolojide bir nüans var: ilişkiyi büyüten “ROKETSAN’ın akıllı mühimmatları”, şirketin CİRİT veya UMTAS gibi bağımsız füze sistemlerinden çok, TB2 platformuyla birlikte satılan MAM serisi mühimmatlara işaret ediyor. Nitekim ROKETSAN’ın kendi adına yürüttüğü bağımsız bir Polonya sözleşmesi, MSPO 2026 itibarıyla kamuya açık kaynaklarda henüz görünmüyor; şirket üç yıldır aynı hedefi tekrarlıyor. Buna karşılık MKE, aynı fuarda Polonyalı PGZ ile TOLGA’nın bileşen düzeyinde entegrasyonunu öngören bir mutabakat imzalayarak daha hızlı somut adım attı. Polonya ilişkisi, dolayısıyla tek bir şirketin değil, platform (Baykar), alt sistem (ASELSAN, MKE) ve mühimmat paketleri üzerinden ilerleyen çok aktörlü bir yapı.
4.500 Firma, 1.400 Proje: Yirmi Yıllık Dönüşüm
Kosiniak-Kamysz’ın vurguladığı dönüşümün rakamsal karşılığı çarpıcı. Türkiye, 2002’de yalnızca 56 savunma sanayii şirketiyle yüzde 20 seviyesinde yerli üretim oranına sahipken, bugün 4.500’ü aşkın firmayla bu oranı yüzde 80’in üzerine çıkardı. Aynı dönemde yürütülen proje sayısı 62’den 1.400’ün üzerine, toplam proje hacmi ise 100 milyar doların üzerine çıktı; sektörün yarattığı istihdam 100 bini aştı.
Çelik Kubbe’nin 24 Milyar Dolarlık Bütçesi
İhracat başarısının arka planında, yurt içinde süren bir seri üretim seferberliği var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi’nde Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma mimarisi Çelik Kubbe için 24 milyar dolarlık ek bütçe ayrıldığını açıklamıştı. Sistemin omurgasını SİPER, HİSAR, SUNGUR ve GÜRZ gibi hava savunma sistemleri oluşturuyor; bu sistemler için yoğun bir seri üretim takvimi yürütülüyor.
Bu isimlerin her biri son haftalarda ayrı ayrı sahada test edildi: ASELSAN’ın GÜRZ’ü Eylül başında ilk atışlı testini tamamladı, ROKETSAN’ın SUNGUR füzesi hem BURÇ mobil platformundan hem AKINCI’dan havadan ateşlendi. Çelik Kubbe, dolayısıyla kağıt üzerinde bir mimari değil, bileşenleri tek tek sahada doğrulanan aktif bir program.
Sonuç
Polonyalı bir bakanın MSPO kürsüsünden Türkiye’yi örnek göstermesi, tek bir konuşmadan ibaret değil; NATO ihracatının toplam satışların yarısından fazlasını oluşturması, yirmi yılda 56 şirketten 4.500 şirkete çıkan bir ekosistem ve Çelik Kubbe’nin 24 milyar dolarlık bütçeyle beslenen seri üretim takvimi Türkiye savunma ihracatı NATO tablosunu destekliyor. Polonya örneğinde görüldüğü gibi bu büyüme tek bir şirketin değil, platform üreticisinden alt sistem tedarikçisine uzanan çok aktörlü bir ağın eseri. Güncel ihracat verilerine Savunma Sanayii Başkanlığı’nın resmi sitesinden ulaşılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye’nin savunma ihracatının ne kadarı NATO ülkelerine gidiyor?
Son 12 aylık dönemde Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatının yaklaşık yüzde 56-57’si NATO üyesi ülkelere gerçekleşti; bu tutar 6 milyar doları aştı. En fazla ihracat yapılan ilk üç pazar da yine NATO üyelerinden oluşuyor.
Polonya Başbakan Yardımcısı MSPO 2026’da Türkiye hakkında ne söyledi?
Polonya Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, MSPO 2026’nın açılışında Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünü örnek gösterdi; ülkenin yirmi yıl içinde ithalatçı konumdan hem üretici hem ihracatçı bir yapıya geçtiğini vurguladı.
Çelik Kubbe için ayrılan bütçe ne kadar?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi’nde Çelik Kubbe mimarisi için 24 milyar dolarlık ek bütçe ayrıldığını açıkladı. Sistemin omurgasını SİPER, HİSAR, SUNGUR ve GÜRZ gibi hava savunma sistemleri oluşturuyor.
Türkiye’nin Polonya ile savunma ilişkisi nasıl gelişti?
İlişki, Baykar’ın TB2 SİHA satışıyla 2024’te somutlaştı. Mart 2025’te Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın Türkiye ziyaretinin ardından, Aralık 2025’te ASELSAN ile Polonya arasında 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihracat sözleşmesi imzalandı.