ASELSAN LIFELINE HLM ile Aziz Sancar Ödülünü Aldı
İASELSAN, yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM ile TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri kapsamında “TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü”ne layık görüldü. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, ödülü 31 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.
Ödül, cihazın sahadaki başarısının da tescili niteliği taşıyor. ASELSAN’ın açıklamasına göre LIFELINE HLM ile bugüne kadar toplam 60 vaka başarıyla gerçekleştirildi. Haziran ayında ilk kez bir açık kalp ameliyatında kullanılan cihaz, dört ay içinde birden fazla hastanede klinik kullanıma girdi.
TÜSEB ödülleri ve 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı
Ödül, Cumhurbaşkanlığının himayelerinde Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından İstanbul’da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı kapsamında verildi. İlk kez 2014’te düzenlenen kurultaya bu yıl yaklaşık 20 ülkenin sağlık bakanları, üst düzey bürokratları ve bilim insanları katıldı.
TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri, sağlık bilimleri alanında üstün başarı gösteren ve önemli katkılar sağlayan araştırmacılara veriliyor. Ödüller, adını DNA onarım mekanizmalarına ilişkin çalışmalarıyla 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar’dan alıyor. 31 Ekim’deki törene Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve Prof. Dr. Aziz Sancar katıldı.
ASELSAN, ödülü “Teknolojik Anlamda Gelişme Gösteren Firma” kategorisinde aldı. Bir savunma sanayii şirketinin tıp alanındaki bir ödül töreninde öne çıkması, ASELSAN’ın son yıllarda sağlık teknolojilerinde yürüttüğü çalışmaların ulaştığı noktayı gösteriyor.
Kalp-akciğer makinesi ne yapar?
Kalp-akciğer makinesi, açık kalp cerrahisinin vazgeçilmez cihazlarından biri. Bypass ya da kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlarda cerrahların kalp üzerinde güvenle çalışabilmesi için kalbin durdurulması gerekiyor. Bu süre boyunca hastanın hayatta kalması, kanın vücutta dolaşmaya ve oksijenlenmeye devam etmesine bağlı.
Kalp-akciğer makinesi tam olarak bu görevi üstleniyor. Cihaz, hastanın kanını vücuttan alarak pompalar aracılığıyla dolaştırıyor, oksijenatör yardımıyla kana oksijen ekleyip karbondioksiti uzaklaştırıyor ve kanı yeniden vücuda gönderiyor. Böylece ameliyat süresince kalbin pompalama görevini ve akciğerlerin gaz değişimi görevini geçici olarak yerine getiriyor.
Bu cihazların güvenilirliği hayati önem taşıyor. Ameliyat süresince yaşanacak en küçük bir arıza ya da düzensizlik, doğrudan hastanın hayatını tehdit edebiliyor. Bu nedenle kalp-akciğer makineleri, en yüksek güvenilirlik standartlarının arandığı tıbbi cihazlar arasında yer alıyor. Cihazı ameliyat boyunca perfüzyonist olarak adlandırılan uzman sağlık personeli yönetiyor.
Kalp-akciğer makinesi, yoğun bakımlarda kullanılan ECMO cihazlarıyla da sıklıkla karıştırılıyor. Her iki sistem de kanı vücut dışında oksijenlendirse de kalp-akciğer makinesi ameliyathanede birkaç saatlik cerrahi süreç için tasarlanıyor. ECMO ise yoğun bakımda günler hatta haftalar sürebilen uzun süreli destek amacıyla kullanılıyor.
Laboratuvardan ameliyathaneye
Cihazın geliştirme süreci, ASELSAN mühendisleri ile hekimlerin ortak çalışmasıyla ilerledi. TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, cihazın yaklaşık üç yıllık bir çalışmanın sonucunda geliştirildiğini belirtmişti. Kalp Akciğer Makinesi Geliştirme Projesi ise Ağustos ayında tamamlandı.
Cihazın aşamalı test süreci, hayati tıbbi cihazlarda izlenen genel yaklaşımı yansıtıyor. Kan testleri, cihazın kana zarar vermeden dolaşımı sağlayıp sağlayamadığını ölçmeyi amaçlıyor. Hayvan deneyleri cihazın canlı bir organizmadaki davranışını gösteriyor. Klinik çalışmalar ise ancak bu iki aşamadan güvenli sonuçlar alındıktan sonra başlıyor.
Cihazın sahaya ulaşma takvimi şöyle:
| Tarih | Aşama |
|---|---|
| 2024 | Cihaz üretimlerinin ardından kan testleri tamamlandı |
| 2025 | TÜSEB-İDEA laboratuvarında hayvan deneyleri tamamlandı |
| Haziran 2026 | Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde ilk açık kalp ameliyatı |
| Ağustos 2026 | Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Hastanesi ikinci klinik merkez oldu |
| Ekim 2026 başı | Ameliyat sayısı 40’a ulaştı, cihaz 3 hastanede envantere girdi |
| Ekim 2026 sonu | Toplam vaka sayısı 60’a yükseldi |
Klinik çalışmalar TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ın yürütücülüğünde yapıldı. Cihazın ikinci klinik uygulama merkezi olan Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde gerçekleştirilen dört ameliyattan birinde hastaya üç damar bypass uygulandı, bir diğerinde ise minimal invaziv yöntemle kalp kapağı değiştirildi. Bu, cihazın klasik bypass ameliyatlarının yanı sıra minimal invaziv girişimler gibi farklı türdeki kalp ameliyatlarında da kullanılabildiğini gösteriyor.
Vaka sayısındaki artışın hızı da dikkat çekici. Ekim başında 40 olan ameliyat sayısı, ay sonunda 60’a ulaştı. Yaklaşık dört haftada 20 yeni vakanın eklenmesi, cihazın kullanıldığı hastanelerde rutin klinik uygulamanın bir parçası haline gelmeye başladığına işaret ediyor.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, ilk ameliyatın ardından yaptığı açıklamada cihazın Türk sağlık sanayisi için önemine dikkat çekmiş ve “Cihaz yerli, mekân yerli, hasta yerli” ifadesini kullanmıştı.
Dışa bağımlılık ve ihracat
Cihazın asıl stratejik değeri, dışa bağımlılığı azaltma potansiyelinde yatıyor. Sağlık Bakanlığı, kalp-akciğer makinesi tedarikinde bugüne kadar İsveç ve İtalya’daki üreticilere bağımlıydı. Bu cihazların yurt içinde üretilmesi, hem tedarik güvenliğini güçlendiriyor hem de bakım, yedek parça ve teknik destek süreçlerinin yurt içinden yönetilmesine imkân tanıyor.
Türkiye’de her yıl çok sayıda açık kalp ameliyatı yapıldığı düşünüldüğünde, bu cihazlara olan ihtiyaç da sürekli. Yerli bir alternatifin varlığı, hastanelerin cihaz ihtiyacının daha öngörülebilir biçimde karşılanmasını sağlayabilir. Kriz dönemlerinde tedarik zincirinde yaşanabilecek aksaklıklara karşı da bir güvence oluşturuyor. Covid-19 pandemisi bu riskin somut bir örneğini sunmuştu: Pek çok ülke kritik tıbbi cihazların ihracatını kısıtlarken, Türkiye’de ventilatör ihtiyacı yerli üretimle karşılanmış ve ASELSAN’ın BİYOVENT’i bu süreçte öne çıkmıştı.
Cihazın hedefi yalnızca iç pazarla sınırlı değil. ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Ekim başında yaptığı açıklamada cihazı kullanan sağlık kurumu sayısının arttığını belirterek ihracata yönelik bir müjde de vermişti. Ancak ihracatın hangi ülkelere yapılacağı ve takvimi açıklanmadı. Cihazın üç farklı kuruluştan endüstriyel tasarım ödülü aldığı da biliniyor.
İhracat yolunda aşılması gereken önemli bir eşik de uluslararası sertifikasyon. Tıbbi cihazların özellikle Avrupa pazarına girebilmesi için katı uygunluk değerlendirmelerinden geçmesi gerekiyor. ASELSAN, cihazın uluslararası sertifikasyon sürecine dair bir bilgi paylaşmadı.
ASELSAN’ın sağlık portföyü
LIFELINE HLM, ASELSAN’ın sağlık alanındaki ilk ürünü değil. Şirket, savunma sanayiinde yarım asrı aşan teknolojik birikimini son yıllarda sağlık teknolojilerine de aktarıyor. ASELSAN’ın sağlık portföyünde öne çıkan ürünler şunlar:
- LIFELINE BİYOVENT: Covid-19 pandemisinde yoğun bakım ihtiyacının karşılanmasında kritik rol oynayan ventilatör
- HEARTLINE AED: Ani kalp durmalarında kullanılan otomatik eksternal defibrilatör
- HEALTHVIEW ADR-M100: Hastane içinde hastanın yanına götürülebilen mobil röntgen cihazı
- LIFELINE HLM: Açık kalp ameliyatlarında kullanılan kalp-akciğer makinesi
ASELSAN’ın defibrilatörleri büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde de kullanılıyor. Şirket, 2023’teki TEKNOFEST Ankara’da festival alanının farklı noktalarına kendi ürettiği defibrilatörleri yerleştirmişti. Bu çalışmaları TEKNOFEST Şanlıurfa güvenliği haberimizde ele almıştık.
Savunma ve sağlık arasındaki bu geçiş, iki alan arasındaki teknolojik ortaklıklara dayanıyor. Yüksek güvenilirlik, hassas kontrol elektroniği ve sıkı test süreçleri, hem savunma sistemlerinin hem de hayati tıbbi cihazların ortak gereksinimleri. ASELSAN, savunma alanında geliştirdiği bu birikimi sağlık cihazlarına uyarlayarak yeni bir faaliyet alanı oluşturuyor. Şirketin sağlık çalışmaları, ASELSAN’ın UGES Sektör Başkanlığı bünyesinde yürütülüyor.
Ödülün ötesinde: Yaygınlaşma ve ihracat
LIFELINE HLM’nin TÜSEB ödülü, cihazın geliştirme aşamasından klinik kullanıma geçişinin tamamlandığını gösteren sembolik bir eşik oldu. 60 başarılı vaka, cihazın gerçek ameliyat koşullarında güvenilirliğini kanıtlamaya başladığını ortaya koyuyor. Farklı hastanelerde, farklı cerrahi ekiplerle ve farklı ameliyat türlerinde elde edilen bu sonuçlar, cihazın tek bir merkeze özgü bir başarıdan öte, yaygın kullanıma uygun bir platform olduğuna işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemin asıl soruları ise cihazın ne kadar hızlı yaygınlaşacağı ve ithal cihazların ne ölçüde yerini alacağı olacak. Kullanıldığı hastane sayısının artması ve Akyol’un söz ettiği ihracatın somut bir sözleşmeye dönüşmesi, LIFELINE HLM’nin Türk sağlık sanayisindeki kalıcı yerini belirleyecek.
Sıkça Sorulan Sorular
LIFELINE HLM nedir?
LIFELINE HLM, ASELSAN’ın Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB iş birliğiyle geliştirdiği yerli kalp-akciğer makinesi. Cihaz, açık kalp ameliyatları sırasında hastanın kalp ve akciğer işlevlerini geçici olarak üstleniyor.
LIFELINE HLM ile kaç ameliyat yapıldı?
ASELSAN’ın açıklamasına göre LIFELINE HLM ile Ekim 2026 sonu itibarıyla toplam 60 vaka başarıyla gerçekleştirildi. Cihaz ilk kez Haziran 2026’da Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde kullanıldı.
ASELSAN hangi ödülü aldı?
ASELSAN, 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı kapsamında düzenlenen TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri’nde LIFELINE HLM ile Teknolojik Anlamda Gelişme Gösteren Firma olarak TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü’ne layık görüldü.
Kalp-akciğer makinesi ne işe yarar?
Kalp-akciğer makinesi, açık kalp ameliyatları sırasında kalp durdurulduğunda kanı vücutta dolaştırma ve oksijenlendirme görevini geçici olarak üstleniyor. Bu sayede cerrahlar hareketsiz bir kalp üzerinde çalışabiliyor.
ASELSAN başka hangi sağlık cihazlarını geliştirdi?
ASELSAN’ın sağlık alanındaki ürünleri arasında LIFELINE BİYOVENT ventilatör, HEARTLINE AED otomatik eksternal defibrilatör ve HEALTHVIEW ADR-M100 mobil röntgen cihazı bulunuyor.