SSB ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Arasında Kurumsal Koordinasyon Derinleşiyor

SSB ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Arasında Kurumsal Koordinasyon Derinleşiyor
Yazı Özetini Göster

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün Bakan Mehmet Fatih Kacır’la görüşmesinde, TÜBİTAK’ın dört enstitüsüyle yürütülen ortak projeler ve savunma yatırımlarını seri üretime taşıyan teşvik mekanizması öne çıktı.


Görgün’ün açıklamasının çıkış noktası, savunma sanayiinde sıkça göz ardı edilen bir gerçeklik: laboratuvarda geliştirilen bir teknolojinin sahaya ulaşması, tek bir kurumun başarısıyla değil, farklı kurumların art arda devreye girdiği bir zincirle mümkün oluyor. Görgün bu zinciri üç bileşene ayırdı — güçlü Ar-Ge altyapısı, doğru yatırım araçları ve sürdürülebilir üretim kapasitesi — ve bu üç bileşenin ancak birlikte işlediğinde bir teknolojiyi laboratuvardan sahaya taşıyabildiğini vurguladı.

SSB’nin bu zincirdeki konumu net: kritik teknolojileri projelendirmek ve bu projeleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ar-Ge, yatırım ve sanayi politikaları çerçevesinde sunduğu imkânlarla buluşturmak. Bu, iki kurumun birbirinden bağımsız çalışan ayrı bürokrasiler olmadığı, aksine savunma teknolojisinin geliştirilmesinden seri üretime taşınmasına kadar uzanan sürecin farklı aşamalarında birbirini tamamlayan bir yapı olduğu anlamına geliyor.

TÜBİTAK Enstitüleriyle Dört Ayrı Cephe

Görgün’ün açıklamasında en somut kısım, TÜBİTAK’ın farklı enstitüleriyle yürütülen çalışmaların dökümüydü. Bu, iş birliğinin soyut bir “yakın çalışma” ifadesinden ibaret olmadığını, isim isim sayılabilen proje ve teknoloji alanlarına karşılık geldiğini gösteriyor.

Kurum Ortak Çalışma Alanı
TÜBİTAK SAGE SİPER (millî hava savunma füze sistemi) ve GÖKTUĞ projeleri
TÜBİTAK BİLGEM Navigasyon, radar ve haberleşme teknolojileri
TÜBİTAK MAM İleri malzeme teknolojileri
TÜBİTAK UME Atomik saat teknolojisi

Bu dört başlığın her biri, savunma sistemlerinin farklı bir katmanına karşılık geliyor. SAGE ile yürütülen SİPER ve GÖKTUĞ çalışmaları doğrudan mühimmat ve füze teknolojisi tarafında yer alırken; BİLGEM’in kapsadığı navigasyon, radar ve haberleşme alanları, platformların “algılama ve konuşma” yeteneklerinin temelini oluşturuyor. MAM’ın ileri malzeme çalışmaları ise zırh, kompozit ve yapısal dayanıklılık gibi fiziksel katmanı besliyor. UME ile yürütülen atomik saat çalışması ise daha az bilinen ama kritik bir alana işaret ediyor: hassas zamanlama, navigasyon sistemlerinin ve güdümlü mühimmatların doğruluğu için temel bir bileşen.

Bu dört enstitünün aynı anda savunma sanayii projelerine dahil olması, SSB’nin yalnızca ASELSAN, ROKETSAN gibi sanayi kuruluşlarıyla değil, ülkenin temel bilim ve ölçüm altyapısıyla da sistemli bir bağ kurduğunu gösteriyor. Bu, teknoloji geliştirme sürecinin sanayi kuruluşlarının Ar-Ge birimleriyle sınırlı kalmadığı, kamu araştırma kurumlarının da bu sürece doğrudan eklemlendiği bir modele işaret ediyor.

Proje Bazlı Yatırım Teşviki Nasıl İşliyor?

Görgün’ün açıklamasında öne çıkan ikinci mekanizma, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın proje bazlı yatırım teşvikleri. Bu teşvik modeli, 2016 yılında yürürlüğe giren Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi çerçevesinde işliyor ve savunma sanayii kuruluşlarının büyük ölçekli üretim tesisi yatırımlarını doğrudan destekliyor.

  • Mekanizmanın somut bir örneği, ROKETSAN’ın Ankara ve Kırıkkale’de kurduğu savunma sistemleri üretim tesisi: bu yatırım, Bakanlar Kurulu kararıyla proje bazlı devlet yardımı kapsamına alınarak sigorta primi işveren hissesi desteği gibi araçlarla desteklendi.
  • Destek modeli yalnızca vergi ve sigorta avantajlarıyla sınırlı değil; TÜBİTAK üzerinden yürütülen Ar-Ge harcamalarına yönelik geri ödemesiz (hibe) destekler de savunma sanayii firmaları için ayrı bir kanal oluşturuyor.
  • Görgün’ün açıklamasında bu teşviklerin özellikle “geliştirilen sistemlerin seri üretime taşınması” aşamasında kritik olduğu vurgulandı — yani destek, yalnızca Ar-Ge aşamasında değil, prototipten seri üretime geçiş sürecinde de devreye giriyor.

ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE: Kapasitenin Dört Ayağı

Görgün, konuşmasında Bakanlığın desteklerinin somut yansımasını dört büyük kuruluş üzerinden örneklendirdi: ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve MKE. Bu kuruluşların yeni yatırımlarına sağlanan desteklerin, ekosistemin üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda teknolojik yetkinliğini de ileri taşıdığını belirtti.

Bu dört kuruluşun seçimi rastgele değil — her biri savunma sanayii tedarik zincirinin farklı bir halkasını temsil ediyor: ASELSAN elektronik ve sensör sistemlerinde, ROKETSAN füze ve mühimmat teknolojilerinde, HAVELSAN yazılım ve komuta kontrol sistemlerinde, MKE ise mühimmat ve silah sistemleri üretiminde yoğunlaşıyor. Bakanlığın yatırım teşviklerinin bu dört farklı alanda eş zamanlı etkili olması, desteğin belirli bir teknoloji dalına değil, savunma sanayiinin bütününe yayıldığını gösteriyor.

“SSB olarak kritik teknolojileri projelendiriyor, Bakanlığımızın Ar-Ge, yatırım ve sanayi politikaları çerçevesinde sağladığı imkânları ortak hedefler doğrultusunda buluşturuyoruz.”

Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma Sanayii Başkanı

Mevcut İş Birliğinin Ötesi: Yeni Çalışma Alanları

Görgün’ün açıklamasında dikkat çeken bir diğer nokta, görüşmenin yalnızca mevcut iş birliklerinin bir dökümüyle sınırlı kalmaması. Görgün, Bakan Kacır’la yapılan görüşmede “mevcut iş birliklerinin yanı sıra bunları geliştirecek yeni çalışma alanlarının” da ele alındığını belirtti. Bu ifade, iki kurum arasındaki koordinasyonun statik bir çerçeveye değil, sürekli genişleyen bir gündeme oturduğuna işaret ediyor.

Bu çerçevede Görgün’ün konuşmasını bağladığı üst başlık da anlamlı: Türkiye Yüzyılı vizyonu, yüksek teknoloji üreten, kritik teknolojilerde bağımsız ve küresel ölçekte güçlü bir Türkiye hedefiyle tanımlanıyor. SSB ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasındaki bu tür düzenli temasların, bu hedefin günlük işleyişteki karşılığı olduğu söylenebilir — kritik teknoloji projelerinin belirlenmesinden bu projelerin destekleneceği teşvik araçlarının tasarlanmasına kadar, iki kurumun aynı masada oturarak ilerlettiği bir süreç.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

İlginizi Çekebilir
İspanya’nın HÜRJET Yatırımı: 1.375 Milyar Euro
İspanya’nın HÜRJET Yatırımı: 1.375 Milyar Euro
28 Haziran 2025 - 10:45